Sosyal Sorumluluk Projeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyal Sorumluluk Projeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2008 Pazar

Belki de En Güzel Tatildi

Bu kez tatile çıkarken gezip görmekten fazlasını yapmayı düşündüm.

Bunun için bütçeme 100 YTL ilave yapmam gerekiyordu.

Planımsa şöyleydi ;

İsteyen veya istemeyen ,görebildiğim her çocuğa bu rakam bitene kadar harçlık verecektim.

100 YTL ‘yi 5 ‘er YTL ‘den 20 çocuğa dağıtacaktım.

İlk gün sabah dışarı çıktığımızda iki çocuk yanımıza geldi ,bayramımızı kutladı ve harçlıklarını aldı.

Bir kaç saat sonra ise bir diğeri geldi ve ‘’ eve çay ve şeker almam gerek ‘’ dedi. 8- 9 yaşlarındaydı ve hava çok soğuk olmasına rağmen üstünde bir paltosu yoktu.Neden istediği ise hiç önemli değildi , ona biraz fazla verdim.

Ertesi günse yine paltosuz bir çocuğu promosyon bir oyuncakla oynarken gördüm.Yanına gittim ve harçlığını verdim ve bu şekilde bir süre sonra planladığım rakamı bitirdim.

Akşam üstü bir marketin önünde durduk. Park yerinin arkasında yaşlı bir teyze çöplerin yanında bir şeyler yapıyordu , dikkatimi çekti.

Yanına gittim ,60 – 70 yaşlarındaydı ,eski ama temiz giyimliydi.

Ne yaptığını sordum ;

Gözlerimin içine bakarak doğal bir şekilde ‘’Evladım ,markette kullanmadıkları yiyecekleri buraya koymuşlar ,bende içlerinde işe yarar bir şey var mı diye bakıyordum ‘’ dedi ve çöpleri karıştırmaya devam etti.

Bu an çok zordu , ihtiyacı olduğu açıktı , karşımda dik bir şekilde durarak ne yaptığını anlatmıştı.Bendende çok büyüktü ve ona harçlık vermem söz konusu olamazdı.

Seyrederken onu kırmadan nasıl küçük bir rakam verebileceğimi düşündüm ,cesaretimi topladım ve ‘’teyze şunu alırsan beni çok mutlu edeceksin ‘’ dedim.Böyle bir durumla daha önce karşılaşmadığı belliydi.Önce tereddüt etti ,göz göze geldik ve ‘’lütfen ‘’ dedim.Aldı ,teşekkür etti ve çürük sebzeleri karıştırmaya devam etti.

Marketten çıktığımızda ise ayakları havada çöp konteynırına eğilmiş hala bir şeyler arıyordu.

Bir gün sonra oradaki bir çok çocuğun arkadaşımız olduğunu farkettik. Dolaşırken yanımıza geliyorlar ve ‘’ Nasılsınız ‘’ diyerek selam veriyorlardı.Hepsi de yörenin ilkokulunda öğrenciydi.

Hepsinin ailelerince onurlu bir şekilde yetiştirilmiş olduğunu düşündüm .Hiçbiri ikinci kez harçlık istememişti.

Gezdiğimiz yerler güzeldi , bu tatilde bizi en çok etkileyen ise teyze ve çocuklar olmuştu.

25 Eylül 2008 Perşembe

Kız Arkadaşım Çok Şanslı

Geçen gün arabayla yolda giderken ani bir patlama sesi duydum ve araba biraz sarsıldı.Herhalde birisi çarptı diye düşünürken motordan dumanlar çıkmaya başladı .

Yoldayken bazen görülen ,buharlar çıkan araba sendromu başıma gelmişti.Böyle bir durumdaki başkasını gördüğümde durmadan geçerdim.

Ne yapacağımı düşünme fırsatı dahi bulamadan çevremde birkaç kişi belirdi.

Böyle hikayeleri hepimiz duymuşuzdur.Önce biraz temkinli yaklaştım.

Motorun kapağını açınca ‘’ Başıma son gelmesini istediğim şeylerden biri ‘’ diye düşündüm bir hortum çıkmış ve bir parça kopmuştu.

Beş – altı kişi konuyla ilgili fikir belirtti.Bazıları giderken ‘’teşekkür ederim ‘’ dediğimde bir tanesi ‘’ Ne olacak ki bu gün sana , yarın bana ‘’ diyordu.

Yardıma gelenler çok ilgiliydi.

Birisi ‘’ Git berberden bidonla su al ‘’ derken diğeri tornavida istiyordu.

Yardım edenlerden birisi o mahalledeki çiçekçiydi. Bir yandan tamire çalışırken ‘’köyde traktörümüzü çok tamir ettim ‘’ diyordu.

Diğer arkadaş ise berberdi.Dükkanından beş bidon su aldığım berber.

O da ‘’ Böyle bir şey geçenlerde benim de başıma geldi ‘’ dedi.

Bir saatten fazla uğraştılar ve araba en azından eve götürebilecek kadar çalışır hale gelmişti.

Davranışıma pek bir anlam veremeseler de onlara çok teşekkür ettim ve ellerini sıkarken ‘’İşte yeni çiçekçim ve berberim ‘’ dedim.

Sanırım teşekkürü biraz abartmamdan dolayı şaşırmışlardı ki çiçekçi hızla gelen otobüsü fark etmeden yürümeye başladı.Durumu fark ettim ve kolundan tutarak geri çektim. Bir kaza olabilirdi.

Bir an göz göze geldik ,gülümsedi ,bakışlarıyla bana teşekkür ettiğini hissettim.

Yeni berberimden çok memnun kalacaktım.Kendisi ve kalfası güleryüzlüydü.

Böyle insanların olması ne kadar güzel diye aklımdan bir şeyler geçerken ‘’Kız arkadaşım çok şanslı ‘’ diye düşündüm.

Çünkü benden çok fazla çiçek alacaktı.Artık karşılık beklemeden iyilik yapan çiçekçiye çok fazla uğrayacaktım.

Ayrıca yolda kalmış bir araba görürsem ,pek anlamasam da ‘’ Yapabileceğim bir şey var mı ? ‘’ diye soracaktım.

Çünkü ‘’ Bu gün sana yarın bana ‘’

3 Eylül 2008 Çarşamba

Limoncu Geldi

Yıllar önceydi.

İstanbul Gayrettepe ‘de anneannemle birlikte yaşıyorduk.Bizim sokaktan geçen bir kör limoncu vardı.


Onu ne zaman görsem‘’ Limoncu geldi hanım ,kör limoncu geldi '' diye bağırıyordu.

Anneannem bana hep şunu söylerdi ;

‘’ Ne zaman kör limoncu bizim sokaktan geçse , mutlaka limon alacaksın ,

Evde limon olsa bile !

Unutma ki o çalışıyor ve bakmak zorunda olduğu bir ailesi var ''

Ne zaman kör limoncunun sesini duysam hemen anneanneme gider, para alır ve limoncuya koşardım.

O da beni tanırdı ,elinden tutar sokakta karşıdan karşıya geçirirdim.

Daha sonra o mahalleden uzak bir yere taşındık.Kör limoncudan ayrıldığım için üzgündüm.


Bir gün sokakta oynarken bir ses duydum.

'' Limoncu geldi hanım ,kör limoncu geldi ''

Ve o yeniden karşımdaydı.

Bu bir konserde izlediğim Anadolu Rock Grubu Baba Zula ‘nın solistinin hikayesi.

Hikaye örneklerle iş hayatına da bağlanabilirdi.

Ama böyle kalsın , daha anlamlı ve güzel.

Yoksa , böyle Kör Limoncular ,Çocuklar ve Anneanneler hala çoğunluktamı ?

Öyle bir dünya herkes için ne güzel olurdu.

Baba Zula ,adını ilk defa Efsane Grup Moğollar ' ında sahne aldığı , İzmir - Karaburun Festivali kapsamında ki konserinde duyduğum ,Türk müzik aletlerini elektronikle birleştiren ,bir çok ülkede festivallere katılarak müziğimizi tanıtan , geçmişi 1996 'lara dayanan bir grup.

Beni en çok etkileyen yanıysa şarkı sözleriydi.

Geçmişte Moğollar 'da yer alan Cem Karaca 'nın oğlu Emrah Karaca 'da artık babasının eski grubunun solisti.

Karaburun ise öyle bir yer ki ;


Tüm güzel yerleri gezdiğinizi düşünüyorsanız , Karaburun ve çevresine uğramadıysanız emin olun yanılıyorsunuz.

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Para Mutluluğu Satın Alır

Para mutluluğu satın alır mı ?

Sorunun cevabı ise gerçekte ‘’ evet ‘’

Günümüzde yapılan araştırmalara göre bir başkası için para harcamak , harcayanın mutluluğunu yükseltiyor.

Bilimsel çalışmaların gösterdiği ;

İnsanlar para kazanmak için çok fazla çaba harcar yalnız daha fazlası onları daha mutlu yapmaz.

Bu haliyle mutluluğu satın almaz .

İnsanlar yalnızca kendilerini mutlu etmek için para harcamazlar .

Eğer onları farklı nedenlerle harcamaya yönlendirirseniz bu yollar mutluluğa da neden olabilir.

Örnek olay çalışmalarında ;

Şirketlerde prim verilmesinin , çalışanların uzun dönemde mutluluğunu etkilediğini ,diğer taraftan arkadaşlarına hediye almak ,hayır kurumlarına yardım etmek gibi sosyalleşme içeren davranışların mutluluğu satın aldığını gördük.

Çok fakir kesimlerde etkileri farklı olabilir.Yalnız yılda 100.000 dolar kazandığınızı düşünün .Bu rakamın gelecek yıl 110.000 ‘e çıkması sizi ne kadar mutlu eder ?

İnsanlar her ne kadar daha fazla paranın mutluluk getirdiğini düşünse de en fazla başkalarıyla paylaştıklarında mutlu olurlar.

Bu konuda sizler hangi düşüncedesiniz ?

kaynak:hbs

27 Temmuz 2008 Pazar

Bill Gates Hakkında Bir Şeyler Söylememe İzin Verin

O bir teknoloji dehası ,ancak çokta iyi olmayan bir yönetici ,

Dünyanın en zengin insanı ,ancak bir çalışanının sorduğu soru karşısında savunmaya geçebilecek kadar alçak gönüllü ve zeki ,

Hayallerdeki bir hayatı yaşayabilir ancak fakir ülkelerdeki insanlara yardım için bir şeyler yapmak istiyor.

İnsanlık adına hiç bir işe yaramayan ancak dünyaya mükemmel olarak algılatılan bir çok liderden veya şişirilmiş insandan çok farklı.

O mükemmel değil ama gerçek biri

Açık olarak ortaya konan özellikleriyle oldukça sıradan birisi , beni ise dünyada en çok etkileyebilen ikinci kişi.

Bill Gates hakkında bir şeyler söylememe izin verin.


O benden ve belki de sizden farklı biri.

Onunla ilgili bir çok şey hayallerde gizli. En zorlu problemleri çözebilecek zekaya sahip bir dolar milyarderi.

İmrenilecek bir bilgiye sahip. O ise hala Harvard ‘ı bıraktığından beri önemli bir vaktini bilimsel yazıları okumaya , DVD ‘den üniversite kurslarını izlemeye ayırıyor.

Bazıları için zenginliği geçmiş zamanların hırsız baronlarını hatırlatsa da o adam malarya hastalığını dünyadan defetmeyi amaçlıyor.

Artık kolay ulaşılamıyor.Çünkü arandığında ‘’ Şimdi gelişmekte olan bir ülkedeyim ‘’ diyor.

Şu anda önemli bir işi şirketler ve yönetimlerle işbirliği yaparak dünya fakirleri için çaba harcamak.


''Büyük firmalara ulaşmak için gücüm var . Yeniliğin gücünü kullanarak onlara neler yapabileceklerini düşündürmek istiyorum ‘’

‘’Önemli bir zamanımı ayırarak ilaç firmalarıyla ,telefon şirketleriyle , bankalarla , teknoloji şirketleriyle görüşerek topluma katkı konusunda ne kadar şanslı olduklarını anlatıyorum ‘’ diyor.


kaynak:money cnn

3 Haziran 2008 Salı

Yalnız Ve Fakir Ülkeler İçin Daha Fazlasını Yapabilirim

Eriko Yamaguchi ,26 yaşında bir Japon , Motherhouse firmasının sahibi.

Business Week dergisi tarafından Asyada düzenlenen En İyi Genç 25 Girişimci adaylarından birisi.Bu yarışmada en iyi girişimci okuyucu oylarıyla seçiliyor.

Firması , dizayn ,üretim süreçleri ,gelişmiş ülkeler standardında kalite kontrol ile gelişmekte olan ülkelerde yüksek kaliteli ürünleri içeren markalar yaratmayı planlıyor.

Motherhouse ‘ un ilk ürünü olan bitkisel elyaftan yapılan çantalar Bengaldeşde üretiliyor.Bu ürünü kendi mağazasında ,Japonya da büyük mağazalarda ve web sitesinde satıyor.

Eriko Yamaguchi,Japonya da siyaset bilimi okumuş ,daha sonra kalkınma çalışmaları konusunda Bengaldeşte master derecesine sahip.

Bengaldeşte Mitsui firmasında staj yapmış. Amerikan Gelişim Bankasında Amerika ‘da 2 yıl yaz boyunca çalışmış.

Girişimciliğe başlangıcını şöyle açıklıyor ;

Üniversite 'de okurken ,yalnızca o yerde doğduğu için Okula gidemeyen çocuklarla ilgili vizyon sağlayan bir organizasyon için 2 yıl yaz boyunca Amerika’da çalışmak için seçildim.

Daha sonra gerçek tecrübeyi yaşamak için Asya’nın en fakir ülkesi olan Bengaldeş’e gittim.

Bu Ülkede uzun dönem politik istikrarsızlıklar gördüğüm için bağışların ,yabancı ülke yardımlarının insanların asıl ihtiyacı olan şeyler olmadığını anladım ,

Bengaldeş ‘te yaşayan insanlara verimli ve sürdürülebilir bir geliri nasıl sağlayabilirim ?

konusunda düşünmeye başladım ,

Ve cevabı buldum ;

Gelişmiş ülkelere yüksek kaliteli ürünler ihracatını desteklemek.

22 Nisan 2008 Salı

Mikro Krediyle Dünyayı Geliştirebilir misiniz ?

P.Mukasa , Uganda ‘nın bir köyünde küçük bir iş yeri sahibi. Dükkanının raflarına satacağı ürünleri koyabilmek için 250 dolara ihtiyacı var .

Parayı arkadaşlarından istemeyi düşündü. Ya geri ödeyemezse ?

Kiva ‘ya Kasım 2007 ‘de başvurdu.

Kiva aracılığıyla birkaç saat içinde dünyanın farklı yerlerinden 10 kişi , ona raflarına satacak ürünler koyabilmesi için 25 ‘er dolar ödünç vermeyi kabul etti.

Bu örnek dünyanın en hızlı gerçekleşen sosyal sorumluluk projesiydi.

Kiva , yoksulluğu hafifletebilmeyi amaçlayan bir sosyal sorumluluk sitesi.

Dünyada ilk kez bireyler arası küçük fonları borç vererek diğerlerinin ihtiyaçlarını karşılayan bir oluşum.

CEO ‘su Matt Flannery 30 yaşında , Stanford üniversitesinde bilgisayar ve felsefe okumuş , siteyi eşiyle birlikte 2005 yılı sonbaharında kurmuşlar.16 kişi çalıştırıyorlar.

Ödünçten 40 cent işletme giderleri için masraf kesiyorlar ,kalanı ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Ayrıca giderlerini karşılayabilmek için ödünç verenler isteğe bağlı olmak üzere % 10 bağış yapabiliyor.

Şu ana kadar 250.000 ödünç veren aracılığıyla 40 ülkede 22 milyon dolar dağıtmışlar.Ödenmeme oranı ise % 0.14

Son dakika itibariyle son ödüncü Hollanda da yaşayan Robert ,Tacikistan ‘ da ki Sharif Soliey ‘e vermiş.

Kiva , girişimci seçimini dünyadaki uzman iş ortakları aracılığıyla yapıyor.

Sitede , mikro kredi ihtiyacı olanlar , hangi işi yapmak için ne kadar ödünç ihtiyaçları olduğunu , ne şekilde (Örneğin aylık) ve ne kadar sürede geri ödeyebileceklerini açıklıyorlar. Ödünç verenler ise içlerinden istedikleri projeye ödünç veriyor.

Kiva , 2010 yılında 100 milyon dolar ,sonraki on yılda ise 1 milyar dolar ödünç vermeyi planlıyor.

kaynak:money cnn

18 Nisan 2008 Cuma

İşimde Başarılıyım , Sosyal Sorumluluklarımın Farkındayım

Sumaya Kazi , 24 yaşında genç bir girişimci ,aynı zamanda bir profesyonel .

Sumaya , Cultural Connect adında internetten medya yayıncılığı sitesi kurucusu.

Genç profesyonellerin birbirleriyle ve kar amacı gütmeyen kuruluşlarla bağlantılar kurmasını hedefliyor.

Desiconnect Güney Asyaya yiyecek yardımı sağlıyor.Diğerleri ise Asia Connect ,Mid East Connect ,Latin Connect .

Kurumsal şirketlerdeki genç profesyoneller ve yardım kuruluşlarıyla işbirliği yaparak bu işi gerçekleştiriyor.

Africana Connect ‘i de kurmayı planlıyor.

Cultural Connect ekibinin tamamı 30 yaşın altında ve herhangi bir genel giderleri bulunmuyor.

Hiçbir reklam harcaması yapmadan Eylül 2006 ‘da 500.000 ‘den fazla sayfa gösterimi gerçekleşmiş.Yalnızca banner ile tanıtım yapıyor.

Sumaya bu işi boş zamanlarını değerlendirmek için yapıyor.

Ayrıca Sun Microsystems ‘in en genç pazarlama müdürü.

kaynak:bw

1 Nisan 2008 Salı

En Fakirler Girişimci Olabilir mi ?

Güney Afrika ‘nın ;

Yeni Nesil Girişimcilerini yaratmanın en doğru yolu nedir ?

Fakirlerin en fakirlerine nasıl ulaşabiliriz ?

Yeteneklerini geliştirerek ,kendi işlerini kurmaları için neler yapabiliriz ?


Her nekadar birkaç yıl önce öğrenciler arasında yapılan uygulamalarda bu konu çok sıkıcı ve yararsız görülsede Güney Afrika Eğitim Kuruluşu ( FET ) , bu sorunun cevabını araştırdı.

Girişimcilik Kursu ile ilgili problem , seminerlerin fazla teorik ve formullere dayanmış olmasıydı. Ekonomi Ve İş Geliştirme Kuruluşu (FEBDEV) , soruya cevap olarak Aktif Öğrenim Tekniğini uygulamaya karar verdi.

Girişimcilik eğitimlerini nasıl daha çok pratiğe yönlendirebiliriz ?

Öğrenim metodu ‘’ Yaparak Öğren ‘’ olarak belirlendi.


Başarılı uygulamadan sonra FEBDEV uygulamayı ülkenin az gelişmiş bölgelerine doğru genişletti.

Bu durum Güney Afrika toplum kesimlerinin yaşadığı problemlerin daha iyi anlaşılmasına da olanak sağladı.


Her ne kadar katılan bir çok kişi okul eğitimlerini yarıda bırakmış insanlar olsada kurslara katılanlar Temel Pazarlama Becerileri ve Girişimcilik konularında kendilerini geliştirdiler.

Yetenekleri daha sonra şirketlerde yapılan ücretli stajlarla test edildi.

Bir çok katılımcı kendilerine güvenlerinin üst seviyeye çıktığını ve öğrendiklerini daha önce hayal dahi edemeyeceklerini belirttiler.

Bazıları , 6 ay – 1 yıl arası staj sonrası maaşlı çalışmayı seçti .

Bir kısmı ise FEBDEV ‘in desteğiyle oluşturdukları İş Planları ,aldıkları Yönetim Desteği , Sağlanan Geçici Ofislerle Mikro Girişimciliği tercih ettiler.Ayrıca Gönüllü Kuruluşlarca Mikro Finansman Desteği sağlandı.

Başarılı girişimciler ,bölgelerinde tanınmaya başladılar ,rekabet için başka şehirlere gittiler ,başkalarına iş verdiler ,hatta Avrupa ‘ya ihracata bile başladılar.


kaynak:bridges